Referandum Sürecinde İngiltere: Brexit Mümkün mü?

David Cameron’ın 2015 genel seçimleri öncesindeki vaatlerinden biri en geç 2017 yılı sonuna kadar İngiltere’nin AB üyeliğini referanduma götürmekti. 23 Haziran’da yapılacak referandum ile sözünde duran Cameron, 1973’ten bu yana devam eden AB üyeliğini oylamaya sunarak İngiltere adına önemli bir kararın kapısını aralamış oluyor. Zira bu karar AB ile elde ettiği ekonomik kazanımlarını tekrardan sorgulanması yolunu açıyor. Ayrıca referandum, İngiltere’nin AB’ye katkısı yönünde 3 lider ülkeden biri olması itibariyle AB’nin geleceği ve dağılma(disintegration) kavramlarını gündeme taşıyor. AB Konseyi Başkanı Tusk’a göre referandumda çıkacak karar bir bütünleşme projesi olarak AB’nin dağılma riskini beraberinde getirebilir. Bu noktada referandumun önünü açan Lizbon Antlaşması’nı ele almak önem arz etmektedir.1

Lizbon Antlaşması’na göre AB’den Çekilme

2009 yılında yürürlüğe giren Lizbon Antlaşması’nın 50. maddesi bir üye devletin AB’den kendi kararı ile çıkmasını düzenlemektedir. Öncesinde Avrupa Birliği Antlaşması’nda yer almayan üyelikten çekilme kararı ve üye ülkenin izlemesi gereken bir dizi teknik prosedürler Lizbon ile düzenlenmiştir. Antlaşma metnine göre, Haziran’da gerçekleşecek referandumda çekilme kararı çıkması halinde Başbakan Cameron İngiltere’nin bu kararını Avrupa Birliği Konseyi’ne iletmek zorunda. AB ise İngiltere’nin çekilme talebini görüşmek üzere iki yıllık bir takvim oluşturacak. Bu süre zarfında Komisyon’un belirlediği görüşmeleri yürütecek baş müzakereci, Konsey’in onayını aldıktan sonra İngitere’nin üyelikten çekilmesi ve çekilme sonrası AB-İngitere ilişkileri üzerine İngiltere ile görüşmeler yapacak. Görüşmeler sonrasında Avrupa Birliği Konseyi tarafından nitelikli oy çokluğuyla onaylanması halinde çekilme kararı Avrupa Parlamentosu’na sunulacak.2 Uzun zaman alan ve pek çok organın dahil olduğu teknik prosedür göz önüne alındığında AB’den çekilmenin üye ülkenin sadece tek başına alabildiği bir karar olmadığı anlaşılıyor.

İngiltere’de iki Farklı Argüman

Referandum tarihinin kesinleştiği zamandan bu yana İngiliz siyaseti AB’de kalma ve ayrılma taraftarları olarak ikiye bölünmüş durumda. David Cameron Britanya’nın AB içinde daha güçlü olacağı argümanını öne sürerken İngiltere Maliye Bakanı George Osborne de Avrupa Birliği’nde kalmanın faydalı, ulusal çıkarlarıyla örtüşen bir karar olacağını ifade ediyor. Ayrılma yönünde oy çıkması halinde Osborne, serbest ticaret kazanımlarının kısıtlanacağını ve uluslararası arenada İngiltere’nin etkisinin azalacağı görüşünde. Hükümet kanadında yer alıp ayrılıkçı görüşü destekleyen Adalet bakanı Michael Gove, İngitere’nin AB dışında kalarak tek başına daha zengin, adil ve özgür bir ülke olacağını ve AB’nin ortak bağlayıcı kararların dışında kalarak iç ve dış politikada daha fazla söz sahibi olacağını ifade ediyor3. Ayrılma cephesinde yer alanların argümanlarından biri de İngiltere’nin AB bütçesinin yaklaşık %12’lik yüksek bir dilimini oluşturduğu gerçeği. Özellikle yabancı düşmanı ve aşırı sağ parti Birleşik Krallık Bağımsızlık Partisi (UKIP) en baştan beri AB projesine karşı olan tutumu dolayısıyla ayrılık cephesinin en güçlü savunucularından. Ayrıca UKIP’in 2014 Avrupa Parlamentosu üye seçiminde İngiltere’den birinci parti olarak çıkması ve 2015 seçimlerinden en çok oy alan üçüncü parti konumuna yükselmesi AB karşıtlığı yürütülen kampanyada ön sıralarda yer almasında etkili. ‘Brexit’ konusunda ikiye bölünen İngiltere’de AB’de kalma taraftarları özellikle İngiltere’nin ekonomik kazanımlarını gündeme getiriyor. Londra merkezli ‘Center for European Reform isimli’ araştırma kuruluşunun 2014 yılı bulgularına göre, İngiltere’deki doğrudan yabancı yatırım stokunun yaklaşık yüzde 50’si AB menşeli.4 Yine aynı rapora göre, AB üye ülkelerle geliştirilen ticaretin oranı dışarda kalan ülkelerin yaklaşık 2 katından daha fazla5. Dolayısıyla AB, İngiltere’nin en büyük ticaret ortağı konumunda.

Diğer bir taraftan ‘Ipsos Mori’ şirketinin İngiliz halkının gelecek referandumda tutumu ile ilgili yaptığı ankette katılımcıların yüzde 44’ü ayrılıkçı cephede yer alırken yüzde 56’lık çoğunluğun tercihi ise AB’de kalma yönünde.

2015 yılında partilerin AB politikaları ile ilgili ‘YouGov’un yürüttüğü ankette Muhafazakarlar’ın yüzde 43’lik dilimi AB’de kalma taraftarıyken yüzde 48’i çıkma yönünde. İşçi ve Liberal Demokrat cephelerin ise yaklaşık yüzde 60’ lık çoğunluğu AB’de devam etmek istiyorlar. İngiltere’de son yıllarda yükselişe geçen aşırı sağ parti UKIP ise yüzde 88’lik şaşırtıcı olmayan oran ile İngiltere’nin AB üyeliğine karşı6.

Sonuç

İngiltere’de kamuoyu referandum günü yaklaştıkça AB’de kalma yönünde tutum sergiliyor, zira İngiliz hükümetin referandum kararı almasıyla orataya çıkan ekonomik belirsizlik ve sterlindeki dalgalanmalar halkı rasyonel karar almaya zorluyor. Kamuoyu tahminlerinden beklenilenin aksine referandumdan AB’den ayrılma çıkarsa hükümet ve AB tarafları arasında Lizbon antlaşması çerçevesinde çizilen prosedür gereği en az iki yıllık bir süreç başlayacak. Ve bu süre zarfındaki üyeliğin devam edip etmeyeceği noktasındaki belirsizlik İngiltere’nin ekonomisinde dalgalanmaya yol açabilir.

Diğer taraftan, İngiltere’nin içinden geçtiği bu süreç Avrupa Birliği’nin geleceği adına yadsınamayacak bir dönüm noktasını oluşturabilir. Zira AB’den üye bir ülkenin ayrılma ihtimali ve üyenin Kıta Avrupa’da üç büyük güçlerden biri olması bunun en temel nedenleri. Ayrıca AB’ye önemli miktarda katkı sağlayan ülkeler arasında ilk sıralarda yer alan İngiltere’nin olası ayrılığı, bütünleşik AB idealini sarsacaktır. Dahası İngiltere örneği üyeliğe sıcak bakmayan diğer devletler için domino etkisi yaratabilir. Zira mülteci kriziyle birlikte aşırı sağın yükseliş tehdidiyle yüzleşen Avrupa’da gidişattan memnun kalmayan üyeler referandum seçeneğini halka sunabilir. Her ne kadar üye devletler, AB içinde ekonomik kazanımlarından kolay kolay vazgeçmek istemeseler de AB’nin son yıllarda birçok krizle (ekonomik kriz, mülteci krizi, Ukrayna sorunu, aşırı sağın yükselişi, terör sorunu, Schengen krizi gibi) bir arada karşı karşıya kalması, üye ülkelerin AB karşıtı tutum sergilemesine ve dolayısıyla İngiltere ile örnek oluşturan referandum seçeneğine başvurmasına yol açabilir.










2 http://blogs.lse.ac.uk/politicsandpolicy/the-five-routes-to-a-brexit-how-the-uk-might-leave-the-european-union/

3 http://www.bbc.com/news/uk-politics-eu-referendum-35617843



Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Bir Adayış

Ellere övgü

Eski sayfalardan yarım kalan şiirler